Öğretmenler gününe dair…

Öğretmenler gününe dair…

Öğretmenler gününe dair…

2011 yılı idi, mezun olmuştum. Eğitim fakültesi mezunlarına öğretmen ünvanı veriliyor bilirsiniz. Hatta öyle bir şey ki, 3. Sınıf 1. Dönem i bitirince öğretmen kelimesini harflere böler “şu an öğret olduk” 🙂 diyerek gülüp geçerdik.


Okulu bitirdik, çok çalışan arkadaşlarımız! Öğretmen oldular. KPSS den güzel bir puan almışlardı. Denedim, 2011 yılında fazla çalışmamanın mükâfatını atanamayarak almıştım. 2012 yılında çok çalışmak üzere dersaneye gitmiştim. Hatta öyle ki ilk öğretmenliğime de 2011-2012 sezonunda başlamıştım. Hafta içi okula giderdim, çalışırdım, eve gelirdim, ders çalışırdım. Bu sefer çalışma stilinde farklılıklar vardı tabi. Bilmediğim, yapamadığım derslere daha çok çalışmak gibi… Hiç tarih dersine ait soru çözmeyen ben o sene 5 adet farklı yayınevlerine ait soru bankasını bitirmiştim. Bunlar güzel şeyler. Hatta kpss den 25 doğru 4 yanlış yaptığımı hatırlıyorum. Neyse…
Öğretmenliğe atanmak için geçerli puanı gene alamamıştım. Sağolsunlar o zamanlar fatih projesi, şusu busu derken öğretmen ataması yapılmıyordu. Şu anda da çok yapıldığını söyleyemem. “ne yapacaklar yani, tüm eğitim fakültesi mezunu olan herkesi öğretmen mi yapacaklar” diyenler şuradan gidebilirler.
Eğitim fakültelerinin amacı öğretmen çıkartabilmektir. Ancak ataması olmayan öğretmenin, o bölümü okumasındaki amaç ne?
Neyse, 2011-2012 sezonunda yaptığım ücretli öğretmenlik sonrası, bir daha devam etmek istemedim. Neden? Çünkü, öğretmene ihtiyaç var ancak bu açığı ücretli öğretmenlikle kapatabiliyorsunuz. Ücretli öğretmen, kadrolu bir öğretmenin yaklaşık 1/3 maaşını alıyor. Mantığa bak hele. Madem ihtiyaç var, kadrolu olarak ata. Sinirlenmicem.
Bir sonraki sene, özel bir sektörde çalışmaya başlarken diğer yandan halk eğitim merkezlerindeki ücretli öğretmenliğe başvuru yaptığımı hatırlıyorum. Gel zaman git zaman, gelen haberle sevinmiştim: Görme engelli bireylere yönelik bilgisayar kursu. Orada iyi insanlar tanımadım değil, onların dünyasını da görmüş oldum, duyarlılığım da artmıştı. Ama bir daha ki öğretmenlik deneyimi için aradan 2 yıl geçecekti.



 

Memur olmuştum. Öğretmenliğe gene geçeceğimi hissediyorum ama, bunun için biraz zaman, biraz çaba, biraz hırs gerekiyordu. : ) sizce bende bunlar mevcut mu? Memur olarak çalışmaya başladıktan sonra, yine ücretli öğretmenliğe devam ediyordum, sadece haftasonları. Yetişkinlere yönelik bilgisayar kursu verdiğimde şu sahneyi unutamıyorum. Ders: Office Programları, Konu: Powerpoint. Hani slayt yaparsınız, arkasına müzik koyarsınız ya. İşte ondan. Derste iken, herkesten aile bireylerinin fotoğraflarını getirmelerini, birde slow, yavaş, duygusal bir şarkı bulup getirmelerini istemiştim. Yaptılarda. Slaytları hazırlayıp arka plana müziği koyunca, bir tane öğrencim (55 yaşında birisi olmasını özellikle vurgulamak istiyorum), aile bireylerini, kızını görünce, müziğinde etkisiyle, gözyaşlarını tutamamıştı. Üzüldüm valla ben bile duygulandım, ama olur mu, hocasın sen 🙂 ağlayamazsın… 🙂 Bu da böyle bi anımdı. Sahi bunu neden anlattım? Akşamına da her yer dağılıyor zaten.
O seneden sonra, bu sefer milli eğitim tabanlı olarak, Lise’de derslere girmeye başladım. Ve öğrencilerimin başarılarını gördükçe insan bi böbürlenmiyor değil ya. Daha geçen aydı. Bir öğrencim üniversiteye gitmiş. Aradım, uzun uzadıya konuştuk. Hatta öyle ki, benim mezun olduğum üniversitenin bi öğrencisi olmuş. Vay beee. Ne kadar güzel bir şey (: iyi ki onun öğretmeni olmuşum.
Ve bu öğretmenler gününde, geçmişimde bana güzel dersler veren, bana bu günleri görmemi sağlayan, Lisedeki İngilizce öğretmenlerim Altınay Bayral, Fatma Nakilcioğlu, Nurdan GUNİNDİ, Fizik öğretmenim İsmail GÖÇÜMEN, Üniversitedeki hocalarım İsmail ATICI, Can YASTIOĞLU, Ülkü BAYHAN, Rıza OĞRAŞ ve ismini say say bitiremeyeceğim diğer hocalarıma selam olsun. Bilmeniz gereken bir şey varsa eğer, bugünler sizlerin sayesinde. Olurya belki bir gün isminizi Google da falan arayınca bu sayfayı görüp okursunuz. Teşekkürler. Öğretmenler gününüz kutlu olsun.
Ayrıca, atanan öğretmen arkadaşlarım, halen görüştüğüm öğretmen arkadaşlarım, ataması yapılmayan mezun olmuş sınıf arkadaşlarım sizlerinde gününüz kutlu olsun. Darısı diğer senelere 🙂 Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda, daima fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştirmeniz dileğiyle.

Esen Kalın.



İlkokul hocam: Mürüvvet AKSOY nedense seni güzel anılarla anamıyorum!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir