Katibime kolalı da gömlek…

Kısaca yazmak istesem, artık katip oldum. Ama uzun uzadıya yazmak istersem de… :)

İlk Bilgisayarımız Tek çekirdek işlemciye sahip 1.70 Ghz hızında, 40 GB hdd li, 256 MB ram, 128 mb ekran kartına sahip olan toplama bir bilgisayardı. Eve geldiği tarihi ise şöyle hatırlıyorum, 11 Eylül saldırısı olduktan sonraki sene aynı tarih diye kafamda kodlamıştım.

11 Eylül 2001 yılından bir kesit: İşte tam o gün harçlıklarımızdan biriktirip internet kafeye doğru gidiyorduk. İnternet kafedeki abinin adı sanırım Sinandı. Bornova Osmangazi de… Televizyonda habere bakıp neler oldu neler, bundan sonra neler olacak kimbilir diye söylenip duruyordu. Çocuktuk daha, bu konularla ilgili hiç düşünmemiştim. Tek amaç İnternet kafede oynayacağımız aoe2 idi :/

Yıl oldu 2002 işte o zaman bilgisayarımız alındı, ve kuruldu. Evde ne internet var, ne oyun cd si ne de başka bişi… Ama iyiki de yokmuş… Çünkü bilgisayarı daha iyi tanımama, denetim masasında bulunan öğelerin ne işe yaradığını görmemi sağladı. Böyle böyle derken ilerletiyordum bilgisayar birikimimi… Abimin birgün “Gel kelime yarışması yapalım, word de en çok kelimeyi yazan kazanır.” demesi ile yarışa başlamıştık. Süresini hatırlamıyorum ama abim yenmişti beni. Malum kendisi harflerin yerini çok iyi biliyor. O yüzden yenmişti. Ama olsun. Zaman geldi geçti.

Eve internet bağlandı. MSN felan o sıralar popüler… :) Hatta yonja felan daha popülerdi. Neyse. MSN dir, yazışmalardır derken klavyeyi hızlandırmaya başladım. Üniversiteye gideceğim sene ders çalışcam diye fazla bilgisayara geçme imkanım olmadı. Ama olsun.

Üniversiteyi kazandım. 1. senem de değilde, 2. sene de Üniversitenin Bilgi işlem bölümünde işe başladım. 3. Senede Hem Web Tasarım hem de teknik servis konularında bilgi işlem daire başkanlığına hizmet veriyordum. Güzelde oldu hani. Üniversitenin öğretim elemanları, okutmanları, hocaları geliyor. Web sayfasında değişiklik yapılacakmış, şunları yaz diyor. Bende yazıyordum. O zamanlar pek kızardım. Bana söyleyerek yazmamı isteyenlere. “Word’e yazıp verseler biz daha kolay yapamazmıyız?” diyordum ama iyiki de söylüyorlarmış. Bu sayede klavye biraz daha hız kazanıyor.

Hatta 2. snıfta iken üst sınıfta olan özellikle de mezun olacak olan öğrencilerin tezlerini, ödevlerini sayfası 1 TL karşılığında yazdığımı hatırlıyorum :) Heleki 30 sayfa 40 sayfa ödev gelince abooooooo… :) Bayram yerine dönüyordu valla :) Bi ara yetiştiremeyip arkadaşıma bile ödev verdiğim oldu. Böyle böyle derken okul bitti dersler bitti. Kpss i kazanamadık.

Tekrar hazırlandık gene kazanamadık, polisliği kazanamadım, işkur, hava kuvvetleri sivil personel alımı, çevre ve şehircilik bakanlığı, kkk, felan derken… Hiçbirini kazanamadım.

Ankara Yargıtay Başkanlığını katipliğine başvurdum. 122 kelime yazmışım. Güzel sonuç. 35 kişi alacaklar ve ben 122 kelime ve kpss puanımla 132. sırada idim yanlış hatırlamıyorsam. 700 kişi sözlü mülakata girecekti. Girdim ve elendim. Halbuki o kadar da konuşmuştuk komisyon ile.

Hatta o kadar gurur yaptım ki ehliyet sınavına da gircem,  o sınavı da geçemezsem “BİR DAHA NE SINAVA GİRERİM NE BAŞKA BİRŞEYE”  dedim durdum. Ama taaa ki…

İzmir adliyesi kadrolu zabıt katipliğine başvurdum. Klavye sınavı kötü geçmişti. Hep ekrandan çalışan ben, kağıttan olacağını bir akşam öncesinden öğrendim. :/ ertesi gün sınav vardı ve kelime sayısını ancak 130 a kadar çıkarmıştım.

Sınav oldu. Parmaklar uçuyor. HAtasız yazmaya çalışıyorum ama :/ Süre bitti diyince :/ kaldım öle. Bir tane “bu” kelimesinin b harfini koymadığımı gördüm. Bunun dışında hatasızsam iyidir diyerek. Metinden saydım. 101 kelime maks.  Hatayı çıkarırsak 100 Kelime yada daha az. Çünkü kağıtları bize inceletmediler.

Neyse. Klavye testini geçmişiz. İş geldi mülakata. İnsan mülakata geç kalırmı? Ben kaldım işte :/ Apar topar içeri girdim. Su içmeye, heyecanımın geçmesini sağlamaya çalıştım. İçeri girince biraz rahatladım gibi. Çünkü Başsavcı klavye sınavı öncesi konuşmuştu. Babacan bi adamdı. O sormaya başladı, sonra diğerleri. Sorulanlara cevap vermeye çalıştım. Zaten heyecanı yenmek bahane, :/ gene heyecan oluyor insan, ne olduğunu hatırlayamıyorsun. Çıkabilirsin dediler, çıktım… :/ Çok kısa sürdüğünü söyledi kapıda bekleyen bir bayan… :S Bana göre ömür geçirdim içerde. Kapıdan çıktım hala afallıyorum. Yok işte bitti mi bu muydu :S olmadı dedim. Koşulladım kendimi ama. Sonuçlar açıklandığında kazanmışım.

Bu sınav belkide bir milat oldu… Hani artık memurum, 657, felan… İzmir Adliyesi, Darısı diğerlerinin başına diyorum.

Kısacası, katibime kolalı gömlek, ben katip oldum. 2013 Haziran görev başı olursa ne de iyi olur…

Unutmayın, insanlar kendi imkanlarını oluşturur. Yukarıda bunun bir kaç yansımasını görebilirsiniz. Çocukken polis olcam diyip büyüyünce mülakatta elenen ben, Bilgisayar öğretmeni olcam deyip, alımız azalan bilgisayar öğretmenliğine giremeyen ben, Çeşitli yolları deneyip hiçbirinde başarı sağlayamamış olan ben… Hatta iş görüşmesine gittiğimde patronların “Kredi borcun var mı?”*** diye sormalarına “Bu işe girmezsem olacak” diyen ben… :) Ama geride kaldı işte.. Artık Darısı geride kalanların başına…

Okuduğunuz için teşekkürler

***Yıl 2018 kredi borcum halen var 🙂

Bir cevap yazın