Kimim Ben…

Bu soruya bazen ben bile cevap veremesemde burda cevaplamayı düşünmüyorum ama yazıcam bişiler…

Ben hünkar akdemir,

Çocukken gelmişim İzmir’e, o zamanlar 2.5 yaşındaydım. Güngeçtikçe hafızamda kalanlar ise baya farklı şeyler. Çocukluk amnezisi felan da olmadı hani. Geçmişe dair çok şey hatırlıyorum. Ama gel gelelim bu hatırladığım şeyler dersle ilgili notlar felan değil :) gerçi öyle olsaydı şu an tıp okumuş, üniversitede ders veriyor olur hatta üstüne üstlük öğrenciler “1-2-3 tıp” esprisi yapıyor olurdum :)

Çocukluktan bu yana neler yapmadık ki… Arkadaşlarla gece yarılarına kadar körebe oyna, birisi eve gidince oyun bitsin, yoldan geçen arabalara ayaklarımızı mı ezdirmedik, Ya da arabaları park ettirip para mı kazanmadık, hadi parayı kazandık sonra? O paralarla Mcdonald’s – King Burger :) e mi gidip eğlenmedik… Hey gidi günler hey… İnanın çok şey hatırlıyorum geçmişe dair… Babamdan çekiç çivi isteyip bulduğumuz tahtalar ve karton koli ile helikopter yapcaz dediğim zaman babamın çekici vermesi :) ve bizim helikopter yapıcakmışız gibi uğraşmamız… Çocukluk işte…

İlkokulda iken hızlı başladım öğrenmeye. Abim 1. sınıfa başladığında ben hala oyun zamanlarımdaydım. Arada bir yaş farkı olduğundan dolayı abi demeyi bi türlü öğrenemedim. (Bakmayın burada abim diye yazdığıma… ) Abim derste öğrenirde bende eve gelince ondan öğrenirdim. Okumayı hızlı öğrendim ama nedense 1. sınıfın sonlarına doğru yada 2. sınıfta iken pek net hatırlamıyorum. Okumak sıkıcı gelmeye başlamıştı. Birde ilk okul öğretmenimizin yanlış tutumu sayesinde inanın bıkmıştım… Hala dahi duvarda asılı olan fotoğrafa bakınca ilkokul öğretmenimin kulaklarını çınlatırım. Daha yeni öğrenmeye başlamış ama öğrenmekte güçlük çeken öğrencilerini sınıfta gruplayarak Tembeller ve Çalışkanlar olarak ayırmış ve tembelleri ayrı bir tarafa, çalışkanları ayrı bir tarafa oturtmuştu. Ama bir keresinde yanıma gelip taktığım yakalığa gülümseyere “A,B,C” demişti. Hiç unutmam aynı öğretmenim bana gülümseyerek o yakalığın üzerindeki Harfleri okuduğu için hep o yakalığı takmak istemiştim. Çocukluk işte… Fazla dayak yememiştim… Hatta ilkokul 5. sınıfa kadar sadece 1 tokat yemiştim. 3. sınıfta idim. Arkadaşlarla ( Can, Egemen, Bünyas) ayran kutusunu ezerek top diye oynadığımız kutu O teneffüs nöbetçi olan öğretmenimizin bizi basması, ve benim kaçarak kurtulacağım düşüncesinden dolayı sınıfa gelince Bana tokat atmıştı. Acımıştı ama zorla ağlamıştım. :) Hani ağlayınca daha fazla dikkat çekersin yaa…

Ortaokulda başarıya biraz daha yakındım. Teşekkür felan alıp duruyorduk. Ne kadar kötü bir öğrenci olduğumu düşünsemde diploma notum 4.11 idi… Liseye geçerken bu kadar faydalı olacağını bilmezdim.

Lise yıllarında ise Artık sınıfta başarılı öğrenciler ile kıyaslanmaya, en iyi olduğumu onlara inandırmaya başlamıştım. Ama aslında öyle olmadığım düşüncesi beni karamsarlığa doğru sürüklüyordu. Lise de sınıf temsilcisi olup çok iyi bir lider olduğumu farketmemi sağlamıştı.

Liseden sonra üniversite sınavını kazanamadım. Ama yılmadım, yine hazırlandım. Bu sefer dersanedeki rehber öğretmenin “bu puan yetmez” dediği ( 348 puan ) Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği – Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ‘ ni kazandım.

Üniversitede Part time iş imkanı sayesinde 3 yıl Bilgi İşlem Daire Başkanlığında çalıştım. Çok şey öğrendim. Hocalarım, Uzman Hocalarım sayesinde. Her seferinde yeni bir bilgi öğrenmek o kadar güzeldi ki… Üniversite son sınıfında artık orayla da ilişiğim kesilmişti. Malum :/ öğrencilik de bitti…

Sonrasında, KPSS dediğimiz sınavı geçemedik(2011). Ücretli öğretmenlik yaptım, Yoruldum bunaldım. Hep kadrolu öğretmen olma hayaliyle… Bu sefer gene dershaneye gidip Öğretmenliği kazanma ümidiyle deliler gibi çalıştım ettim. (2012) ama bu da olmadı. Sınavda şaibe, kopya iddiaları felan derken allak bullak oldum. Artık bir yön vermek gerekiyordu hayata. Ve özel bir firmada çalışma kararı aldım.

Başvurusunda bulunduğum Web Tasarım Kursu Usta Öğretici olma teklifi geldi. Kaçırmayıp oraya başladım. Çünkü her daim yeni tecrübeler, yeni fikirleri ortaya çıkarıp yeni yeni düşüncelerle başbaşa kalmanıza sebebiyet veriyor…

( Şu ansa verdiğim kursun bitmesin çok az bir süre kala, Öğrencilerime yazdırdığım hakkımda sayfasını ben neden yazmıyorum diye düşündüm ve bu yazıyı yazdım. Bir daha ne zaman güncellerim kimbilir.)

 

 

Ne kullanır?

Acer 5105WLMi Laptop ( 3GB Ram, 160GB HDD, 128MB Ekrankarti, 1.9Ghz AMD Turion , 15.4″ ekran, Optik sürücü uzun zamandır çalışmıyor… Ve 21 ekim 2007 den beri kullanıyorum ama artık sorun vermeye başladı…  🙁 )

Sony Ericsson Xperria Arc S

Ne yapar?

Ortağımla farklı projelere imza atıp yeni yeni fikirler üretiriz…
Zaman Zaman herşeyden bunalıp Kafa Dağıtmak için Counter Strike Source oynar…
Fırsat buldukça Fotoğraf Çeker ve bunları blogunda yazar…
Arkadaşlarla hafta sonları erkek erkeğe takılır eder :) (Furkan bu sözüm sana: Hep kızlarla olmaz ama demi ya… )
Websitesi yapıp satar… Hosting Satar… Falan filan… (www.webuldum.com)

Felsefe

Bakın benim bi felsefem var… Ekinler baş vermedennnnn….. demicem :)

YA HEP YA HİÇ!!!

Zaaflarım neler?

Bunu burada yazacak kadar da sıyırmadık canım :)

Esen Kalın… – 2012


2012 yılında yazmış olduğum bu yazıyı sanırım güncellemem gerekiyor.

Telefonu değiştireli çok oluyor zaten, xperia arc s ten sonra, lenovo p70 kullandım 2015 almıştım yanlış hatırlamıyorsam, sonrasında 2018 şubatta da sağolsun ailemin aldığı xiaomi red mi note 4 64gb kullanmaya başladım.

Laptobu ise 2013 yılının mayıs ayında almıştım. Acer v3 571g –> o zamanlar bomba idi bu cihaz ama şimdi Ne cs:go oynuyorum, ne pubg, ne de başka bi oyun 🙁 ancak Word excel ve zaman zaman photosop dw felan.

İş konusuna gelince adalet bakanlığının bir personeli olarak çalışmaya 2013 yılında başladım ve halen devam ediyorum. 🙂 o kimim ben yazısını yazdım yazalı neler değişmiş ya….