Hatırladıklarım

Yıllar geçse de hatırladığımız şeyler olabiliyor geçmişe dair. Bu sayfada da hatırladığım tüm herşey yer alacak. Hayatımda yön veren kararlar olsun, yaşadığım ilginç anılar falan. Umarım kategori kısmı sizi sıkmaz. Yaşanan tüm olaylar gerçektir. Salladığım bir anım yoktur 🙂 Aşağıda okuyun gari.

İlkokul Öncesi – İlkokul – Çocukluk.
Kadirdi, en yakın çocukluk arkadaşımdı. Hâlâ da görüşürüz. Evlendi Çocuğu oldu 🙂 Darısı başımaydı. Çünkü kadir bile evlendiyse benimde evlenmem gerekiyordu.
Olay 1: Çocukluk işte, yaramazlık demekti. Bizim binanın alt kısmında Baron isimli ayakkabıcı vardı. Cam kapının önüne demir parmaklıkla kapatırlardı. O demir parmaklığı da bulunduğu yerde ileri geri oynardık. 🙂 Sonra birde ne görsen beğenirsin. Düştü de kadirin kafasına geçmezmi. Yavrum kadir 😀 “annneee” diye ağlıyor. Dikdörtgen boşluktan kafası geçen demir parmaklık, sadece onun omuzlarının üzerinde duruyordu. Sağolsun çevredekiler koşup çıkarmıştı kafasından…
Olay 2: Bir yerlerden bulduğumuz demir şişleri ne yapsak ne yapsak diye düşünürken, arabaların lastiklerine saplamıştık. Ne hava çıkıyordu beeee. 😀 Biz hemen koşup kaçalım desek de Kadir “siz gidin olum ben bu arabanın başında beklicem sahibi gelinceye kadar” demez mi? 🙂 yaramazlık yaptığımız kadar, vicdanlı çocuklardık da.

Olay3: Kadir, el arabası ile bizi gezdirmeyi çok severdi 😀 hatta dallama şunu da yapmıştı. spacejam çıkartması biriktirelim demiş ve ortak olmuştuk. Michael Jordan ve Looney toones karakterlerinin birçoğu vardı. Hala eksik olanlar için bolca sakız alır eksik çıkartmaları tamamlardık. Madem ortaktık, çıkartmalar bi onda bi bende duracaktı. Sırası gelince ona vermiştim. Ertesi gün olunca da bu eleman git sen el arabasının her yerine yapıştır. Ne sinir olmuştum ya. Ondan sonra uzunca bir süre koleksiyon yapmamaya özen göstermiştim.

Hatta kadir, kardeşi, ben ve abim. apartman sakinlerinin okumadığı kitapları sattığımız bile olmuştu. 🙂 dominic caddesi, mahalledeki park felan… İyi para kazanıyorduk o sıralar.

Bünyas. komşumuzdu yine. Çocukluğum ve 8 sene aynı sınıfta okumuş olduğum arkadaşım. Halen görüşürüz. O da evlendi çocuğu oldu. Allah bağışlasın. Bünyas deyince aklıma, bizim ticaret hocasının bizi dövmesi geliyor. “Lan adam vuruyor, ağlamıyorum. Ağlamayınca da bırakmıyor” dediğini çok iyi hatırlıyorum. 🙂 baktım dağ gibi adam ağlıyor ben niye ağlamayım. Neyse…

1.Bünyas hızlı koşardı çocukken. Benden hızlıydı yani. Babam yeni ayakkabı almıştı ve dedim ki gel yarışalım. Sanki ayakkabı koşuyor amk. Yendi beni. 🙂 bu yenilgi son değildi. 4. sınıfta veya 5. sınıfta idik hiç unutmam. Bizim sınıf hocası, nedense adını güzel bir şekilde anamayacağım. Sınıf içi(yani beden dersi gibi bahçe de, yoksa 30 çocuk nasıl koşsun ufacık sınıfta), koşu yarışı düzenlemeye karar vermişti. Koşu aynen şöyle, 2 tane basket direği var aralarında mesafe bulunan. birinden çıkıp diğerine gideceksin. direğe değip geri başladığın noktaya koşacaksın. Bende, o zamanlar, spora gidiyorum. Hoca demez mi “Herkes, kendine bi eş seçsin”, gittim en kolay rakip olarak düşündüğüm hasan Eği yi seçmiştim. Yendim valla 🙂 acımadım. Sonraki rakipleri gene kendin seçiyorsun. Gene kolay seçeyim derken, millet de taktiği öğrenmiş ki, kolayları kapıyorlar. 🙂 neyse, Hasan’dan sonra bir kişi ile daha yarışıp yenmiştim. Sonra sırada bünyas vardı. Bünyas, fena topukluyor. Elemana bak, cüsseli de ha. Bi kalkışı var sanırsın Ferrari. Aha dedim hünkar sıçtın. Neyse bu eleman direğe yaklaştı, eee o cüsseyi durdurmak kolay mı? İyice yavaşladı, tır gibi. Eee, yıllar önce yendiği eleman (o ben oluyorum :)) hızlı atik çevik ve aynı zamanda ahlaklı, bi başlarsın 3-4 boy önümde olan elemanla yarışmaya. Ben koşuyorum o koşuyor felan. tabi kazanan gene ben oldum. 🙂 Sonra tuğçe vardı: Tuğçe Kaymakçı, Onunla yarışıp berabere kalınca, diğer hızlı koşan 2 kişi ile birlikte finalde koşma şansı elde etmiştim. 4 kişi koşuyor sanırsın at yarışı. Herkes bağırıyor felan. Tabi birinci olmuştum 🙂 bu da böyle bir anımdı. Hatta o gün akşam okuldan eve gelince, fuara gene koşmaya gitmiştim, Ertesi gün ağrıyan bacaklarımın acısını hala hissedebiliyorum.

Bünyasla çok anımız oldu, hele ki elektrik deneyleri üzerine yaptığımız çalışmalar. 😀 Böyle söyleyince Sanırsın bobin icat ediyoz ha. Sadece anahtar, pil ve ampul ile ışığı açıp kapatıyorduk. Olsun hoşumuza gidiyordu. Hatta Metal olan kola kutusunu keserek üzerine pembe kaplama ile kapatarak, gece lambası bile yapmıştık. Bunun dışında, o şey neydi ya, alçı ile birşeyler yapılıyordu, yağlıyorsun felan, alçıyı döküyorsun, sonra çıkartıyorsun, plastik şekilde ne varsa o meydana çıkıyordu. Sonra da boyuyordun. Ne saçma şeylerle uğraşmışız ya, anlatınca farkettim.

 

… devamı gelecek, Son güncelleme: 20082018 -> bugün yeğenimin doğum günü ve aynı zamanda :S Askerim Cihat KANCA’nın aramızdan ayrılışının 5. yılı. 🙁 allah rahmet eylesin.