bir İzban yolculuğu

Yazı yazmayalı uzun zaman olmuştu. Bugün tren yolculuğu esnasında duyduğum diyaloga dair bir yazı olacak.  2 kadın ayakta idiler. Ellerindeki bavullardan havalimanına gidecekleri belli idi. Ne de olsa tren otogara gitmiyordu ve 2 orta yaşlı bayan, Halkapınar aktarma istasyonunda inmemişlerdi. Öncelikle bayanlardan bir tanesi diğerine, deniz kenarından geçtiği esnada söylemeye başladı: “Bu gece konduları da buradan kaldırsalar iyi olacak aslında” diye. Düşündüm. Mantıklı da olabilirdi aslında, ama ne gerek var, izmir banliyö araçlarının naldöken ve turan arasındaki kısmında, bilenler bilir arena vardır, hani konserlerin yapıldığı kısım. O kısımda cidden bir yapı kirliliği var ancak beni rahatsız da etmiyor. İçimden acaba dedim burada yapılanma olsa nasıl bir kişi alır, ve paraya para demez, peşkeş çekilirmi? Diye düşündüm durdum.  Konuyu değiştirdiler. Herkesin kulağındaki kulaklığa söylemde bulundular. Şahsen bende kulaklık takıyordum ama çevremdekileri rahatsız etmeyecek ölçüde sesi açıktır. Hatta öyle bir şey ki bu kulaklığın takılı olmasına rağmen onları duyabiliyordum. : )  Gel gelelim, ben açıkçası, insanların konuştuklarını duymamak için o kulaklığı takıyorum bacım. Sen neyi yargılıyorsun? Hı birde konu şeye geldi. Kadınlardan bir tanesi “herkesin kulağında kulaklık” deyince diğeri de dediki, “yaaa, geçenlerde kadının biri videoyu açmış tamamiyle de sesi vermiş, sadece kendi değil, herkes duyuyordu”. O zaman öyle olacağına öteki türlü kulaklık takması mantıklı, dediler ve konuyu kapattılar. Keşke biraz daha yolculuk etseydim de, muhabbetleri duysaydım.  Aklıma aziz nesinin bir hikayesi geldi. Onda da herkes, vapur iskelesindeki kartlı telefondan konuşuyor ve başkalarına yalanlar söylüyordu. : ) bunda yalan dolan yoktu ama olsundu. Arada bir yazıyorumdu.  Başka bir hikayede görüşmek dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir