Başarılı olmak

Başarılı olmak

***Bir sonuç elde etmek için, ortaya herhangi bir çalışma, güç koymak gibi basit bir tanımlamayla açıklanabilecek kadar anlaşılır bir sözcük “başarı” . Herkesin hayatında baş köşede oturmuş, bir kısım insanın elde etmek için yaşamını adadığı, bazılarının peşinden yorulmadan koştuğu, bazılarının bulamayıp mutsuzlukla boğuştuğu, içi çok dolu basit bir sözcük “başarı”. Kişiden kişiye potansiyellere göre niteliği değişen, niceliği de ölçülen tuhaf bir durum “başarı”…

Başarının tanımını da yaptığımıza göre, başlayalım o halde. Başarı çoğu kişiden duyarız, “Başarılı oldum, başardım, Ben başardım.” Falan. Bu tarz cümleleri çoğu yerde duyabiliriz. Bir sınav sonrası, bir uygulama sınavı sonrası, bir sözlü mülakat sonrası! (buraya sonra değineceğim). Ya da belirlediğimiz hedeflere ulaştığımızda bunu söylemek mümkündür.

En son neyi başardınız? Bu soruyu çoğu kişi düşünmemiştir eminim. Ama ben sorduğum bu soruyu size kendi hayatımdan kesitlerle anlatmaya çalışayım.

İlkokulda idim hiç unutmam. Başarılı olanlar/Başarısız olanlar diye ilkokul öğretmenimiz Mürüvvet Aksoy sınıfı ikiye bölmüştü. İkiye bölmüştü derken yine karma bir düzende oturmuyorduk. Tembeller ve Çalışkanlar diye sınıfı ikiye ayıran öğretmenimiz, sağolsun başarısız öğrencileri başarısız bir gelecek çizecekti belki de. Bilirsiniz. Her senenin ilk 1 ayı içerisinde “Okula Başladım” yazılı fotoğraflar çekilirdi. Bu durum tabiki 90’lı yıllarda gerçekleşiyordu. Son zamanlarda durum nedir nasıldır onu bilemeyeceğim. Benim de böyle bir fotoğrafım var tabiki de : ) Hoca demiştim sınıfı 2 ye ayıran, tembellerin en önünde oturduğum o fotoğrafa bakıyorum da, “zalımsın zaman” diyorum. Tembellerin en önünde otururken verdiğim o poz, fotoğrafı görmesem de hala aklımda. Bi mahsun, bi tuhaf bakmışım. Ya ben tembellerin en önünde oturuyorum falan.

Öğretmenle alakalı tuhaf bir anı: 4. Sınıf olmalıydı. Öğretmenin güya bi pikniğe gitmiş, orada dereden su içmeye kalkışırken düşüp kolunu kırmıştı. Öğretmen bir hayli yaşlıydı. Eeee kol bu, sağlam kalır mı? Kırmış kolunu. Okula ben diyeyim 1 ay siz deyin 2 ay gelmemişti. Bahar vakti idi. Buradan 2. Dönem olduğu çıkarabiliriz. Çünkü kabanla felan gitmiyorduk okula. Bu hoca gelmeyince, yerine sanırım ücretli bir öğretmen olan 30-35 yaşlarında mesut hocayı vermişlerdi. Bizim derslere girsin diye. Mesut hoca gelinceye kadar, biz ise tüm erkekler paso futbol oynuyorduk. Sağolsun ilkokul öğretmenimiz beden müzik resim dersleri yerine paso iyi bir alanı olan matematik dersi işler dururdu. Bizde birnevi acısını çıkartıyorduk. Hatta hocanın kolunun kırıldığı haberini aldığımızda, arkadaşlarla halay bile çekiyorduk. O derece mutluyduk yani : ) Mesut hoca, ders işlemez, ders anlatmaz diyemem : ) bir kere anlatmıştı. Ama genelde Sayısal loto, at yarışı gibi bahis oyunları oynar, hatta bize de “sen rakam söyle” diye ısrar ederdi : ) tutturdu mu onu bilemeyiz tabi. Neyse bir gün mesut hocanın anlattığı bir tane ders vardı. Hiç unutmam OBEB OKEK, matematiği farklı birisinden duymak kadar güzel bir şey olamazdı ya. Ayrımcılık yapan Mürüvvet Öğretmen, hep çalışkanlarla ders işlerdi, biz ise sadece piyonduk. Anlamayacağımızı bildiğimizden pek oralı da olmazdık. Mesut öğretmen ise kimseyi tanımıyordu. Biz de onu tanımıyorduk. Ve ben, ilk defa farkına vardım. Meğer öğrenebilirmişim, yapabilirmişim, Matematiği çözebilirmişim. Ama o sıralar ne vardı biliyormusun? Çalışkan öğrencileri geçemeyeceğini düşünmek… OBEB OKEK i öğrendim, güzel de oldu, geleceğe yön veren dersti tamamiyle benim için. Bunu da alt paragrafta anlatayım.

 

Neyse gel zaman git zaman, ilkokul şükür bitti ki, orta okulda derslere farklı öğretmenlerin girmesiyle hayata kaldığımız yerden devam ediyordum. Yücel KURT matematik dersine giriyordu. Adam iyiydi, matematiği felan, yaşlı kurttu adeta, soyadı gibi. Hiç unutmam vedat ile kavga ettiğimiz için ikimize de elindeki plastik parça ile vurmuştu gibiydi. 1 ay geçmeden o hocanın yerine gelen bir matematik hocası bayan vardı. Kadın güzel alımlı felan, adı neydi ya, esmer böyle, paso etek giyiyordu. Allah allah, isim hafızam da iyidir aslında, neyse bulamadım. O kadın ilk başta bi soru sordu, dedim ben yapcam, ama ilk sınavım 45 olduğunu hatırlıyorum. Hatta dedim ben yapcam, yaptımda. Sınıfta okul 1.si olan merve ile birlikte sadece ben yapmıştım. Kadın dedi kalk tahtaya yap. Yapmasına yaptım ama ilk sınav 45 olduğu için, : ) kurşun kalemle 100 vermişti. Sonra bi yürüdüm allah allah, yürümek ne kelime koşuyorum paso. Başarılı bildiğim arkadaşlarımı geçmiştim matematik konusunda, tabi İngilizce de var bunun yanında. Eee başarı başarıyı getiriyor zamanla, 8. Yılın sonunda ortalamamın 4.13 olduğunu hatırlıyorum. Gel zaman git zaman Liseye geçtik, daha tercih ne, hangi liseye gitcem belli değil.

İlkokul sonrası, arkadaşlara uydum eve yakın olan liseyi tercih etmeye. Gittim tek başıma kayda. Almadılar. Annen baban yokmu senin dediler. Elektrik bölümü idi halbuki. Beni o okula kaydetmeyen müdürün sıfatı hala aklımda. Neyse eve geldim. “ Baba dedim beni kaydet bi okula”  kaydetti. Hazırlığı olan bir Anadolu ticaret meslek lisesi idi. Hazırlık deyince akan sular durur. İngilizce okuyacaksın felan. İyi ki de gitmişim. Bugünlere gelmemin sebebi belki de o zamandır. Yaz tatilinden İngilizce çalışmaya başladım. O sıralar internet felan nerde? Komşu kızından aldığım İngilizce kitaplar sayesinde birkaç kelime öğrenebilmiştim yine de. Derse başladık. İlk dersler ya. Hoca da herşeyi İngilizce anlatıyor felan. Bi sözlü yapmak istedi. Aslında sözlü de değil, soru cevap şeklinde. Bi kız vardı adı:Burcu. Hatta beni dövmüştü felan 😛 nasıl çaktıysa vücudunu kendimi duvarda bulmuş ve bir daha buna bulaşmıcam demiştim : ) bu kıza hoca sorular soruyor cevap alamıyor. Sonra sixteen dedi ve listede ben 16. Sırada olduğumu biliyordum. Numaramda 61. Di  ikisi ters simetri oluşturuyordu. Neyse kadınla bi sohbete başladık biz, ohoooooooooooooooooo, fena. Ondan sonra biraz popüler olmuştum diyebilirim. İlkokulda pek bi varlığım yoktu. Sınıf arkadaşlarım arasında lisede iken tanınırdım ancak dışarıdan pek fazla bilinmezdim. Öyle bi şeyim vardı işte. Lise gayet güzel geçti derken, Lise 3 te 2. Dönem türkçe dersinden BAŞARISIZ olmuştum. Hoca 2 vermişti. 2 alınca da her ne kadar yanında geçer yazsa da geçemiyordunuz. Bütünlemeye kaldım ilk defa ömrümde. Ama bu da yeni bir başlangıcı doğuracaktı. Ona da değiniyorum.

                Bütünleme sınavına gittim, sınavdan çıkışta Adını her andığımda “Allah razı olsun” dediğim hazırlıktaki öğretmenimle karşılaştık ve dedi ki “Hünkar hayırdır”, “Hocam Türkçe’den kaldım”, sonra biraz üniversite üzerine konuştuk. Malum Lise 3 te ÖSS diye bir sınav vardı. Şimdiki ismi YKS, yarın öbür gün gene ismi değişir ya. Altınay HOCAM, dediki üniversiteyi ne yaptın? Bende Durumu anlattım. Puanımın 2 yıllık üniversiteye yettiğini, ancak 4 yıllık bir üniversite istediğimi, ancak maddi durum biraz kötü olduğundan büyük olasılıkla 2 yıllık üniversiteye gideceğimi söyledim. Bana bi teklif sundu ki, kader diyelim. Olay şu: ben bu sene (2006) üniversiteye gitmeyip bir sene daha hazırlanacağım. O ve eşi ise dersanelerden indirim yaptıracaktı. Ve ben bunu kabul ettim. Biraz risk faktörü mevcuttu. Hani hem 1 yıl daha hazırlanıp yine kazanamazsam. Neyse, ALTINAY HOCAM (ismini büyük harflerle yazmak en doğrusu), bir dersane ile anlaşmış ve bana telefon açtı. Kaydını git yaptır diye. Gittik kurucu ile konuştuk. Kayıt ücreti 100 TL vermişti babam. Kurs ücreti ise 1380 TL Civarında idi o zamanlar. Ama ben nasıl çalışıyorum o sene görseniz. 3 seviyeli sınıflar vardı. Ve hiç 2. Sınıfa düşmemiştim. Sağolsun diğer arkadaşlar da yükselmemişti. Bu sınıfta başarılımıydım? Eh biraz. Kimya biyoloji de bir hayli sıkıntı çektim. Tarih de öyleydi galiba ya Sınav günü geldi çattı. Eve yakın olan Asarlık 75. Yıl İÖO nda sınava girdim çıktım. Ve sınav sonunda babama “Baba Kazandım” dediğimi hatırlıyorum. 348 puan almıştım. 1 kaç bölümden sonra en yüksek puanlı bölümlerden birisiydi. Malum atama puanı düşük felan. 2007 yılında aldığım bu puan ( ki o zamanlar ek puanlı diye geçiyordu, okul başarı puanının 0,24 ve 0,8 i aldığın puana ekleniyordu) yetmeliydi bir üniversiteye. Puan sıralaması felan açıklanınca rehber öğretmene gittiğimde bir yere yerleşemezsin dediğini hatırlıyorum. Ama yine de sallamasyon tercih yapmıştım. izmir ili başta olmak üzere en yakında en uzağa.

                Tercihler açıklandığı sırada Çeşme de Baristalık yapıyordum. Hatta bulaşıkları yıkıyor, kuruluyor, mutfağı düzenliyordum. İnternet yoktu, akıllı telefon o sıralar icat edilmemişti. Abim aramıştı. Kazanmışsın demişti 😊 ne mutlu olmuştum yaaaaaaaa…. Başarmıştım evet. Şu an bile gözlerim doluyor hatırladıkça geçmişi. Yaz tatili çalışma sezonu sona erince, üniversiteye gitmiştim. Kayıt felan… Üniversiteyi yine senesinde bitirdim. 2011 de. Sonra KPSS Ye girdim, Kazanamadım. 2012 de dersaneye giderek tekrar girdim. Kazanamadım. Öğretmen Olamadım. Başaramadım. Ancak tesadüfen açık öğretim sırasında tanıştığım kişiler sayesinde Katipliğe başvurdum. Yargıtay’da başarısız oldum. Ancak izmir’de başarılı oldum. 2013 te göreve başladım. Ve o zamandan beri girdiğim her sınavı kaybediyor, başarısız oluyordum. Sadece Ehliyet sınavını geçmiştim. Taa ki 2017 yılının ekim ayında yapılan Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavına kadar. O sınavda da hatırlıyorum da 50 bilgisayar sorusunda 43 tanesini yapmıştım. 86 puanla en yüksek 2. Puanı almıştım. Evet Başarılı olmuştum.  Mülakata girdiğimde avantaj benden yana idi. 86 puan alan ben ile 66 puan alan bir bayan arkadaş arasından 1 kişi kazanacaktı. Avantaj biraz daha yüksekti tabiki de. Başarılı olan ben olmuştum. Diğer arkadaş adına üzüldüm ancak bilirsiniz. Birileri kazanırken birileri kaybediyor her seferinde.

                Bu hikayeyi umarım bir gün çıktı alır, saklarım.

                Bu başarıdır belki de değildir. Ama birde şu var. Başarılı olmaktan korkan insanlar. “Ben yapamam ya, hayatta yapamam” diyen insanlar. Arkadaş sen başarılı olmayı iste, gerisi gelecek zaten. Sözlü mülakata girecek, “ya ben girsem nolacak sanki, adamımız yok ki, kendi adamlarını alıyorlar”. Sen çok istiyorsan güzel bir şekilde girersin, sorular sorulara mantıklı şekilde cevaplar verirsin, sorulan her soruya da bilmiyorum demek yerine, çaba gösterirsin. Denersin şansını. “Ben bilsem ne olacak ki, adamımız mı var oğlum” demek yerine, denedim olmadı diyebilirsin. Denersin bir daha, bir daha bir daha… Bir laf vardı. Yenil, bir daha dene, bir daha yenil, bir daha dene, Daha İYİ YENİL!. Sanırım bu söz çoğu şeyi anlatıyor. Şayet bu yazıyı okuyorsanız, sizde bi sözlü sınav veya başarılı olmanın püf noktalarını ararken geldiniz sayfama. Ya da bir yerde gözünüze ilişti. Başarılı olmak zor değil. Ben başarılı mıyım? Bunu net birşekilde söyleyemem. Başarılı olduğum konular var, başarısız olduğum konularda. Herşeyi başaracaksın diye bir kaide de yok. Herşeyi bilip bir şeyi en iyi bileceksin. Burada sözlü mülakata polislik, askeri lise, askeri üniversite, kara kuvvetleri, adalet bakanlığı sözlü mülakatlarına girecek arkadaşlara sesleniyorum. Her seferinde yeni bir tecrübe olacak. Bir zaman sonra o heyecan felan kalmayacak, o rahatlıkla gireceksiniz ve kazanacaksınız. İllaki bir gün bir yerde olacak. Nasibiniz her yerde olabilir. Sadece kendinizi tek bir alana bağlı tutarak sınav beklemeyin. Tüm sınavlara başvurun, hepsini kazanın, sonra tercih sizin olsun.

                Ve son bir paragraf daha. Arkadaşlarınıza tesellilerde bulunduğunuzda yukarıdaki gibi cümleler sarfediyorsa, “Ben yapamam ya, hayatta kazanamam” diyorsa, sakın ha onu kazanacağına, başarılı olacağına dair ikna etmeye çalışmayın. “Evet yapamazsın” deyip kenara çekilin. :=) daha faydalı olacaktır. Çünkü bazılarında hırsa dönüşüyor. Hepinize iyi günler diliyorum. Esen Kalın.

 

Etiketler:

Başarılı olmak, Başarı hikayeleri, Nasıl başarılı olunur, Başarılı nasıl olunur, Başarılı olmanın püf noktası, Başarı hikayesi, Başarı hikayesi oku, blog başarı hikayesi, Başarı hikayesi blog, Başarmak ve Kader, Başarılı olmak ve kader, Sözlü mülakatta nasıl başarılı olunur, Sınavlarda nasıl başarılı olunur, İlkokulda başarı, lisede başarı, üniversitede başarı, başarılı olmak için ne yapmalıyım, başarmalı mıyım, başarmalı mı vazmı geçmeli,

 

Kaynak

***http://bilinckoleji.com/rehberlik/ba%C5%9Far%C4%B1-nedir.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir